mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Aralık 2016 Cuma

WATSONS ÇARŞAF ÇARŞAF HABER!

Herkese Merhabalar, 
Bi kaç gündür Watsons'ta yaşanan olayı bir çoğunuz duymuşsunuzdur. Haber sayfalarına kadar düşen olayı kısaca özetlemek gerekirse lise 3 öğrencisi Watsons mağazalarının birinde ruja bakıyor ve yerine geri koyuyor. Mağazadan çıkarken güvenlik ve çalışanlar tarafından durdurulup depoya çekilip üzeri erkek güvenliklerin arkası döndürülerek bayan görevli tarafından üstü soyularak aranıyor. Üstelik bu olay güvenlik kameralarında ruju yerine bıraktığı hiç bir şey çalmadığı göründüğü halde devam ettiriliyor. Sonucu  mahkeme kararı belirleyecek. 



Ben de eğitimsiz çalışanlar bla bla kısmını uzatmak istemiyorum. Ancak buraya defalarca Watsons çalışanlarının hırsızmışız gibi peşimizden geldiğini yazmıştım. Kalabalık olmayan zamanlarda da durum bu. Çalışanların küstah yaklaşımlarını bir kenara bırakıyorum, bu Watsons yöneticilerinin "hırsızlık olursa çalışanlar! sizden çıkar parası" gibi bir baskı karşısında mı bu tutumları?  Hiç bir yazımı ve sitelerinden yaptığım şikayetleri umursamadılar. Şimdi de REZİL oldular tüm Türkiye'ye. Çarşaf çarşaf haber oldular. Oh olsun. Yalaka instablogger ve bloggerınıza güveniyordunuz dimi :) 

     Dün Mersin Carrefour'da Gratis'e girdim. Deodorantlar indirimsiz beyaz etiket üzerinde 9.50 gibi bir rakama sahipti. Çıktım Watsons'a girdim. 10 küsür liradan 9 küsüre indirimli aynı deodorantı satıyorlardı. Bir kere sizin indirip bindirme fiyat politikanızı bile burda defalarca söyledim! Bu resmen sahtekarlık ve ticaret ahlakına uymuyor. Üç kağıtçısınız bire beş koyup satıyorsunuz on liralık rujun peşine düşüp kadınları güzelleştiren ürünleri kadınları küçük düşürerek mi pazarlıyorsunuz? 
Bunca zamandır ben ve benim gibi sizi uyaran blog yazılarına gözünüzü kapatıp " Bizim yalaka insanlarımıza iki ürün göndeririz reklamı kaparız lay lay lom" tavrınızla devam ettiniz. Siz de haklısınız, iki ürüne 3 maymunu oynayan çok. 
Arkadaşlar yüzünüze iki ürün süreceksiniz diye lütfen fırsat vermeyelim bunlara. Elimizden geldiğince azami hatta hiç alışveriş yapmayalım bunlardan. Ben dün ihtiyaç alışverişimin tamamını Platin'den yaptım. O kadar midemiz bulandı ki bilerek Watsons'a girdim üç kağıtlarını buraya yazacak bir şey bulur muyum diye. Buldum da zaten. Üstelik bomboştu. 
     Yine Gratis'te saç boyası 9 lirayken Watsons'ta daha yüksekti. Platinde de indirimsiz fiyatı aynı boyanın 6 tl gibi bir fiyata aldım :) 
     Geçen aylarda Adana Gazipaşa Gratis mağazasında indirim bitmişti ve ben arkadaşıma indirime girerse The Balm'ın mat rujlarından alalım diye testerını gösteriyordum. Kız koşa koşa geldi indirimde onlar 56 liradan şu fiyata düştü dedi. Ben de dedim ki indirim olsaydı sarı etiket falan olurdu üstelik bu rujların normal fiyatı ben biliyorum dedim. Hayır diye öyle bir çıkıştı ki bana kasa daki kız dahil oldu. Hayır onlar indirimde değil efendim dedi. Kız da göz kaş işareti yapıp indirimde onlar dedi. Kızarak hayır indirimde değil diye çıkıştı kasadaki. Milleti indirimsiz ürüne indirimli diyerek satış yapmaya çalışan malak çalışan resmen rezil oldu. Bir insan yalancı ve üste çıkmak için müşteriye çıkışır mı? Elimdekileri sertçe kasada bıraktım insanı alacağı üründen soğuttunuz diyip çıktım. Gratis mağazaları genelde daha rahat ama bu Adana Gratis'e de bir düzen gelse iyi olur. Ankara Tunalı Gratis'te de  elimdekileri zorla alıp kasaya koymaya calışan salak görevliyi de hatırlatmak isterim. Hırsız mıyım ben çek ellerini ne aldığımı unuturum gözümün önünde durmazsa diyip azarlamıştım. Ben ki satış danışmanlarını en son yoracak en son sesini yükseltecek biriyim.

     Al birini vur ötekine. Bunların hepsi aynı gidip paranızı biriktirin hem daha kaliteli hem uzun süre kullanacağınız ürünlerden alın. On tane uyduruk ürün alacağıma bir tane alırım. Bu kozmetik hastalığıda bir bitsin artık. Kazandığımız paraları bu üç kağıtçılara yediriyoruz. Neymiş rengi çok güzelmiş pigmentsiz allığın....
   
     Daha yazacağım çok fazla olumsuz anı var ama kadın kadının düşmanı olmuş mu göreceğiz bakalım bi kaç aya gönderilen ürünler burada yayınlanacak mı sevgili blogger arkadaşlarımız tarafından? 

12 Ekim 2016 Çarşamba

BEYAZ EŞYA'DA MARKA TERCİHİM HANGİSİ? NEDEN?

Herkese Merhabalar,
Bugün reklamları hunharca izlerken buldum kendimi. Arçelik'in "Bugün dünya çapında tam 27 bin kişi "Nerde çalışıyorsun?" sorusuyla karşılaştığında Türkçe bir cevap veriyor." reklamını ilk izlediğimde de etkilenmiştim. Kalite kokan reklamları seviyorum. Bugün yine izlerken düşündüm de "Neden beyaz eşya ile ilgili yazı yazmıyorum?" Çünkü son zamanlarda beyaz eşyalarımdan memnuniyetim ve markası hakkında sorular alıyorum. Hem beyaz eşya sadece evlenirken satın aldığımız ürünler değil değiştirirken de soru işaretleri yaşadığımız elektronikler değil mi?
En önemlisi de önceden kullanılan üründen memnun kalınmadığında korkarak, ince eleyip sık dokunarak alınan ürünler. Bir de hep o duyduğumuz "Elektronik şans işi!" denmesi. Satış danışmanlarının ve servis ekiplerinin bile sıkça kullandığı cümle üstelik.
Ben bir reklam yapacak olsam "İşimizi şansa bırakmıyoruz" adı altında bir çalışma yapardım :)


Gelelim benim beyaz eşya macerama. Annem Arçelik kullanıp memnun kaldığı için başka marka beyaz eşyaya bakmadım ama internette araştırmada yaptım. Hatta bir mağazada pazarlık yaparken "başka marka ürünlere bakmak ister misiniz?" dedi satış danışmanı. "Asla biz başka ürüne bakmak için değil en iyi ürünü en iyi fiyata almaya geldik" diyince adam Arçelik'i kastederek "Siz garanticisiniz" dedi.
Bence Türkiye'nin en iyi markası Arçelik. Dünya'ya yayılan bir markanın da Türkçe olması da gurur verici. İyi ki seçimimi bu markadan yana yapmışım.
İyi ki diyorum çünkü:
Biz bilindik bir markadan tv aldık. Özellikleri vs. çok iyi fiyatı da bir tık düşmüş. İnanın servise defalarca gittiği için toplamda 3 ay televizyonsuz yaşadık. Servis ekibine de Arçelik'ten bahsettim. Neden Arçelik değişim konusunda müşteriyi bunaltmıyor da siz değişim yapmamak için direniyorsunuz? Adam bana "Elektronik şans işi böyle bir sorunla ilk kez sizde karşılaştık. Yabancı markalar değişim konusunda istikrarsız ve değişime yanaşmıyorlar. Değişim ürünü  Türkiye'deki stokta da olsa "Şu"  ülkeden temin edilip gönderildiği için uğraşmak istemiyor marka. Ancak Arçelik Türk markası. Ürünün değişimini gerekliyse stoklardan çıkarıp kolayca halledebiliyor" dedi. (Bahsettiğim olay tamir edilemeyen ve değişim gerektiren durumlar için geçerli)
Bana mantıklı geldi. Çünkü piyasadaki iyi markalar kolay kolay bozulmasada hadi diyelim şansa bozuldu "bizim tv gibi" uğraş dur. 
Şunu da unutmamak lazım ki; Beyaz eşya evdeki bireylerin eli kolu ayağı. 
Bakın Arçelik bölge servisiniz kötü olabilir, ilgisiz olabilirler, ürün size sorun çıkarmış memnun kalmamış olabilirsiniz. Ancak istisnalar kaideyi bozmaz ki 100 kişiye sorun 99'u Arçelik'ten memnundur. Müşteri memnuniyetinin artması için markanın mağazalarındaki ve servisindeki denetlemeyi sizlerin şikayeti ile yapar. Bu nedenle size ilgi alakasının doğru yönde olmadığını düşünüyorsanız merkeze konuyu bildirin.
Evinizdeki beyaz eşyanızı yenilemek isterseniz ya da yeni evlenecekseniz size benim nacizane tavsiyem Arçelik'tir. Bizde anneden kızına bir serüvendir Arçelik :)
Ya bide aklıma gelmişken; şu A markasının yan ürünü B markasıdır. İçindeki malzeme aynı fiyatı daha hesaplı diye bahsedilen bir olay var. Ticari bağlamda kâr getiren bir olay olabilir ama kafa karıştırıcı bir durum. A markası ile insanı kazıklıyoruz B markası ile kazıklanmaya parası olmayan müşteriyi kandırıyoruz hesabından başka bir şey değil.  İnandırıcılığını yitiriyor.
Bence tüketiciler artık daha uyanık. Kafasına buyruk  gençleri hesaba katmazsak :)
Ayrıca Arçelik için "pahalı" damgası vurmayın rica ediyorum. Neredeyse her ay başı en güzel ürünlerinden birine indirim yapıp tüketiciyi daha kârlı hale getiriyor. Mesela ceyizini düğünden 1 sene öncesinde dizmeye başlayan kişi her ay bir ürününü alsa kaç bin lira kâr eder. Mesela ben piyano serisi bulaşık makinesini 1000 tl ye almıştım. Babam diğer ürünleri topluca aldığı tarihte baktığımda bulaşık makinem 1800 tl olmuştu. O sırada buzdolabında indirim vardı ondan da bi 500-600 lira daha aşağı fiyata almıştık. O yüzden "pahalı" olayını kabul etmiyorum. Tabii bütçe her zaman en iyi markaya yetecek diye bir şey yok. Biraz daha araştırmacı olursanız en iyi markaları en uygun fiyata alabilirsiniz aslında. Beyaz eşya piyasası birbirine yakın aralıklarda ve  çok büyük uçurumlar pembe hardal renklerde farklı imaja sahip ürünlerde extra ücrete giriyor. O da çok normal.
Amacından fazla özelliklere sahip ürünleri de tavsiye etmem size. Çamaşır makinesi çamaşır yıkamalı kurutma yapmamalı bence. Araştırdığım kadarıyla binbir özellik taşıyan ürünler de sıkıntı daha çok çıkıyor. Seçiminizi dikkatli yapın derim :)

Bu yazdıklarım reklam değil arkadaşlar. Tamamen kendi düşüncelerim. Umarım faydalı olur.


Okuduğunuz için teşekkürler: Bir başka postta görüşmek üzere,
Sevgiyle Kalın :)

 İnstagram için Burayı (@misspoine) 
 Twitter  için Burayı (@misspoine1) tıklayınız.

15 Nisan 2016 Cuma

4 BLOGGER 1 KİTAP / ADIN ADIN YALNIZLIK - SELİM AKGÜN

Herkese Merhaba,
Etkinliğimizin bugün ki sahibi "Trend Yayın Evi"nden gelen; Selim Akgül'ün kaleminden " Adın Adın Yalnızlık" isimli kitabı. Kitaplığımda okunmamış son iki kitabımın kalması ve eve gelen paketten iki kitap çıkması beni çok mutlu etti. Herkesin kitap seçerken dikkat ettiği yerler vardır. Benim için de bir kitabın albenisi "Adı"nda gizli. "Adın Adın Yalnızlık" bir kitaba yakışacak en güzel isimlerden biri bence :)




Bir kitabı bir günde bitiren biri olarak,  kitabın sürükleyici olması çok önemli benim için. İlk sayfalar sıkıcıysa o kitabın sonu etkinleyici bitebiliyor. Bu sebeple asla ilk sayfalara ön yargım yoktur. 
Bu kitapta da yaşadığım sıkıntı yarısına kadar kendimi bulamayışım. Çünkü, farklı ifadelerle aynı duygunun sayfalarca yansıtılması bir ara beni sıktı. Bu benim tamamen duygularımla alakalı çünkü kitabın konusu "bana göre" aşk acısının satırlara yansıması.. O bütün hisleri, satır satır cümlelerle kağıda dökmek; yazarın başarısının yanında "aynı duyguları yaşayanları" derinden etkileyecek bir kitap.
Sanırım ben, o duyguları ya hiç yaşamadım ya da yıllar olmuş. O yüzden benim için bütün o duygular çok uzaktı ne yalan söyleyim. 
Bu arada öyle cümleler var ki aklıma ilk gelen "Bunlardan ne tweet olur, ne de güzel facebook duvar yazısı olur diye düşündüm" :P


Kitabın yarısından sonra ayrılık sonrası yaşananlar başroldeki ikinci kişiye dönüyor ve işte heyecan o zaman başlıyor.
Aşkın en kötü halindeyseniz bu kitapta kendinizi bulacağınıza eminim. Kitap elinizde ve başlamak üzereyseniz okumaya "Kendinizle ve duygularınızla yüzleşmeye" hazır olun.

Bize kitapları gönderen Trend Yayınevi'ne ve emeğinden dolayı yazarımız Selim Akgün'e teşekkürlerimi sunarım.

Kitap hakkında etkinliğimizdeki değerli blogger arkadaşlarımın yorumlarını okumak istiyorsanız;

İlke'nin Blogu için Buraya,
 Mehtap'ın Blogu için Buraya,
İlken'in Blogu için Buraya
Özlem'in Blogu için Buraya tıklamayı unutmayın 

 İnstagram için Burayı (@misspoine) Twitter  için Burayı (@misspoine1) tıklayınız.

12 Nisan 2016 Salı

BURUN ESTETİĞİ ve AMELİYAT ÖNCESİ / SONRASI YAŞANANLAR

Herkese Merhabalar,
Burun ameliyatımı olmaya karar verdiğim zaman internette "Burun Ameliyatı" ile ilgili değişimlere ve tecrübeler çok az rastladım. Bende burun ameliyatımı kaleme almak istedim.
Bi kaç yerde paylaşır paylaşmaz insanlar beni Facebook'tan bile bulup mesaj atmaya başladılar. Aslında bu yazıyı daha önce yazmaktı niyetim ama kısmet bugüneymiş.
Ameliyat olacağımı duyanlar "Ay burnunda ne var?" diyerek geldiğinde aduket yapasım geliyordu. Dışardan bir sıkıntısı olmayabilir ancak "Burnum kırık çocukken cama girdim ve kemiğim büyüyor" diye açıklama yapmama rağmen hâlâ "Bence yaptırma ben olsam yaptıramam" diye burun kıvıranlar oluyordu. 
Ben bir şey için karar vereceğim ve hayatında böyle bir tecrübesi olmayanlar müdehale edip beni kararımdan vazgeçirecek öyle mi? Yok öyle.
Bu sebeple gerek sağlık açısından gerek sadece estetik operasyon açısından kendinizi iyi hissetmiyorsanız burun ameliyatınızı yaptırın. Çevremde iki arkadaşım benden cesaretle ameliyat oldu. Korkunun ecele faydası yok :)
Karar aşamasının en önemli noktası iyi bir plastik cerrah ve kulak burun boğaz hekimi. Bana söylenen KBB doktorlarının açık ameliyata yanaştığı, plastik cerrahların kapalı ameliyat yaptığıydı. KBB doktorlarının kıkırdağı incelttiği ancak plastik cerrahların daha az zarar verdiğini öğrendim. Doğru ya da yanlış benim seçimim plastik cerrahtan yana oldu.
İlk muayene ve ameliyat için tarih almaya gittim. 6 Ağustos ameliyat günüm 30 Ağustos düğün günümdü. Çoğu kişi "Düğüne elin yüzün mor gideceksin dedi" Gerçekten insanın canı sıkılıyor. Boş konuşan çok fazla insan var; ağzının ortasına yediresiniz geliyor. Düğün günümde ödemlerim inmişti hatta burnum sanki daha minnakmış o zamanlar :) 


 (İşte düğünümde minnak burun)

Ben özel bir hastanede plastik cerraha ameliyat oldum. Her şey çok güzeldi ve bir an önce bu işi bitirmeliydim.  Güle oynaya ameliyata girdim. Sonrası malum. Yarım saat narkozdan uyanmamışım. Uyandığım an kabus yaşadım. Hayatımda hiç ağzımdan nefes almak zorunda kalmamıştım. Burnumdan nefes alamamak ağzımdan aldığım nefes yetmiyordu bana. Bir de narkozdan yarı uyanık halde olmam kabustu. "Burnumu geri verin bana bu burnu istemiyorum alın bunu" derken iyi ki kolumu son anda tutmuşlar çünkü burnumu bildiğiniz yerinden koparacakmışım. Tabi ben bunların bir kısmını hatırlıyorum. Buhar vs. verdiler. Narkozdan uyanıp gözümü açmam 1 saati aldı. 15 dakika arayla 8 dakika boyunca buz komplexi yapılmış. Biraz hatırlıyorum bu kısmını.

En güzel kısmı 15 saatten fazla aç kalmanın üzerine halamın içirdiği o mükemmel hastahane çorbası. İnanır mısınız gözüm kapalıydı ne içtiğimi bilmiyorum ama tadı hala damağımda :D
Bu arada ben 12 saat yemek yemeden ameliyata girdim. Hiç bir şekilde ameliyat sonrası kusma mide bulantısı yaşamadım. Hangi ameliyata girerseniz girin 12 saat aç gidin. 

Ben kapalı ameliyat oldum. Ağrı kesici aldığım için hafif sızı dışında hiç ağrım olmadı.  Yani burnumun ucundan kesip yukarı kaldırmadılar. Burnumun içindeki kıkırdaktan girip işlem sonrası kendi kendine eriyen dikiş atılmış.  Ertesi sabah doktorum plastik tamponları çıkarmadan  "yaşacağın en büyük acı bu olcak" demişti. Hakikaten öylemiş. Saniyelikte olsa gözümden yaş geldi ama hemen geçti. İnternette "canım çok yandı" yazanlardan dolayı boşuna panik olmuşum. Bazılarının tamponları 3 gün kalıyor ama benim ertesi gün alındı. Ameliyattan çıktıktan bi kaç saat sonra doktorum yanıma gelip " Burnunun ucu o kadar güzeldi ki ellemeye kıyamadım" dedi. İyi ki kıymamış çünkü yüz ifadem çok şükür aynı ve çok doğal. Söylemesem kimse anlamıyor. 
Ameliyatımın ertesi akşamına taburcu oldum. İşte ödemler o zaman kendini göstermeye başladı. Ağustos sıcağında sürekli klima altında olsam da çok az güneş almam tetikledi; gözlerimin altı sarardı ve dudaklarıma kadar çok az şişlik oldu. 6. günümde  indi ve kesinlikle rahatsızlık vermedi. 8 Gün sonra alçım çıkarıldı. En heyecanlı en bomba an! İlk tepkim "Burnum küçücük olmuş!




(Maalesef telefonumun yedeklemesini kapattığım için ameliyat fotoğraflarım yeni gelen telefonuma kayıtlı değildi eskiye ait profilden fotoğraf bulamadım ve ameliyatımı gün gün fotograflamıştım ancak onlarda silinmiş. Elimdeki fotoğraflarda  üst sıradakiler burnumun eski hali sol alttaki  4. günüydü hatırladığım ve son fotoğraf  yeni yani ameliyattan 8 ay sonrasına ait)

Burnumla ilgili şuan tek sıkıntım sorunlu bölgemin ameliyattan sonra sık sık kapanıyor olması. Doktor kontrollerime de gitmediğim için yeni bir müdahale gerekir miydi bilmiyorum. Plastik cerrahım Mersin'in en iyi cerrahlarından bu sebeple ismini vermek istemiyorum. Her şey mükemmel ama sağ tarafımdan nefes almada sıkıntı yaşıyorum bazı geceler. Halam da yıllar önce burun ameliyatı olmuştu o da aynı sıkıntıyı yaşadığını söylüyor. Genel bir problem sanırım bir çok kişi aynı sorundan müzdarip. Bir arkadaşımın ameliyatına hem plastik cerrah hem kulak burun boğaz doktoru girdi. Bence doğrusu bu. 
Bütün bu anlattıklarımın olumsuz yansımasına istemem ameliyat olmak isteyen okuyucularıma. Bütçeniz ameliyata uygunsa bence kararınızda net olun ve bu sıkıntıdan kurtulun.
Genel olarak ameliyat ücretleri 3bin-8 bin arasında değişiyor. Bence normali 3-5 bin civarı.

Konuyla alakalı sormak istediğiniz her şeye kendi yaşadıklarımdan pay biçerek cevap vermeye çalışacağım ama unutmayın herkesin ameliyat sonrası yaşadıkları farklı olabilir. Mesela narkoz sonrası nefes alamayıp boğularak öleceğimi sandığım o anı yaşayan birine henüz tanık olmadım :)) 

Sorularınızdan önce sizden ricam önce yazıyı okuyun sonra yazıda bulamadığınız cevapları yorum kısmına sorun en kısa sürede cevaplayacağım.
Sevgiler !

İnstagram için Burayı (@misspoine) Twitter  için Burayı (@misspoine1) tıklayınız.

11 Nisan 2016 Pazartesi

Evlilik Maceram / Nişan Hazırlığım

Herkese Merhabalar,
Buralar eskiden blog kokardı şimdi çok sakin ama ben dönüşümü geçmişlerden gelerek yapmaya karar verdim. Evet ben evlendim. Ama blogumda mezuniyetimden tutun sözüme kadar paylaşımlarımı yapıyordum. Ancak yoğun hayat temposundan dolayı kısa ve uzun vadeli aralar nedeniyle uzak kaldığım bloguma nişan hazırlıklarım ile başlamak istedim.
Bizim tarafta nişanı kız tarafı yapar. Ailede de gelenektir nişan yemekli olur. Bu nedenle otantik bir restoran tercih ettim. Elbisemi de otantik bir renk :P
Davetlilere dağıtmak için çerçeve ve magnet seçtim. İnternetten toptan satış yerlerini buldum ve kargo bana geldikten sonra süslemelerini kendim yaptım. 


 Ve Makasımı da süslerim :)



Konseptime uygun nişan tepsisi bulamadığım için boyamaya uygun tepsi ve objeler satın alıp boyadım ve tepsi üzerine objeleri yerleştirdim. 





Nişan elbiselerinde en sevmediğim renkler yavru ağzı ve pudra gibi renkler. Benlik değil yani başkalarına yakıştırıyorum "bazen" :D


 Çiçeğimi  ve tacımı kendim yaptım; tabii ki teyzemin de yardımlarıyla :) 


Nişandaki saç rengimi soran çok oluyor instagram'da. O dönem dore kumral kullanıyordum. Ana saçınız  siyah ise bu rengi alıyor. 
Makyajımı kendim yaptım. Hayatım boyunca 1 kez bile makyajımı başkasına yaptırmadım zaten.
Benim nişanım tam da hayal ettiğim gibi oldu. Her kızın evlilik hayalleri bu güzel rüyası gerçek olur inşallah  ♥ ♥ 

Kızlar, nişan dediğiniz olayla gelenekler çatıştığı zaman bir daha düzelmeyecek ailevi sıkıntılar başlayabiliyor. Çevremde bu tarz sıkıntılar yaşayan arkadaşlarımı gördükçe neredeyse evlilikten soğuma aşamasına dahi gelmiştim. Eminim bunu okuyanlar arasında "aynen" diyerek kendini bulan vardır. Bir insan "mutlu olmak için" evlenir. Sinire strese bulaşmak için değil. Madem evlenmek için sevdiğiniz adamı seçtiniz demek ki kendinize layık bulmuşsunuz. O zaman şikayetlenmeyi ve adamları doldurmayı unutun. Benim asla başvurmadığım bir olaydı bu. Kimine göre "Demek ki senin adam iyiymiş" diyenler var. O zaman yanlış adamı seçmişsiniz; bu yoldan dönme vaktiniz gelmiş.
Ülkemizde o kadar kültür karmaşası var ki; ben buna kültür zenginliği diyorum. Bu zenginlikler kişisel egolara döndüğü zaman değil ilişkileri, evlilikleri bile yıkıyor.
Bu nedenle başka bir ailenin içine girerken derin bir nefes alın. İnsanları analiz edin. Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır. Kendinizi ezdirmeden fikirlerinizi beyan edebildiğiniz an karşınızdaki insanlar da size ayak uydurur. En son yapacağınız şey yüz göz olmak olsun. İnsanoğlunun doğası bu. Duruşunuz bozulduğu an kendinizi kargaşanın içinde bulursunuz. 
Nişan döneminizde eş adayınızla aranızın bozulmaması için her zaman elinden sıkıca tutmayı bilin. Başkalarının hataları yüzünden öfkenizi karşınızdakinden çıkarırsanız saygı biter. Unutmayın saygı koparsa sevgi tutmaz.

Nişan ve düğün hazırlıkları içindeyseniz soru sormaktan çekinmeyin. 

 İnstagram için Burayı (@misspoine) Twitter  için Burayı (@misspoine1) tıklayınız.

7 Temmuz 2014 Pazartesi

Mezuniyet Töreni Makyajım ve Ayrıntılar

Herkese Merhabalar!
Uzun zamandır fazla ortalarda görünmeme nedenim malum; mezun olmaya çalışmamdan kaynaklı. Stres bitsede kendimi o kadar yorgun hissediyorum ki, en fazla yaptığım şey instagram hesabımda paylaşım yapmak. 
Öncelikle mezuniyet töreninde yaptığım makyajımı paylaşmak istiyorum. 
Fotoğraflar çok iyi olmayabilir çünkü bunun için özellikle ayıracak vaktim yoktu. 

Yarım kirpik taktım ve kahve-bordo gölgelendirmeden sonra mat bordo rujumu sürdüm (Golden Rose no:20)
Benim Mezuniyet maceram biraz bölük pörçük olsa da geçen yıldan başlıyorum :)

Okuluma 3. sınıfta ara verdiğim için mezuniyet balosuna sınıf arkadaşlarımla birlikte geçen yıl katılmıştım.


Bu da mezuniyet Arkeoloji Bölümü yemeğimiz. Çok eğlenmiştik. Kendi sınıfımı o kadar çok özledim ki bu sene.. Biz Çukurova Arkeoloji Bölümü'nün ilk mezunlarıydık geçen yıl(Tabi ben mezun olmamıştım)


Sınıf Arkadaşlarımın kep töreninde bulunsam da kep giymek istememiştim. Çünkü, mezun olmadan kep giymek heycan vermeyecekti ve bir anlamı yoktu. Bu kareye de hocamızın çağırmasıyla girmiş oldum. 


Bizim bölümde her yılın mezunları için çerçeve yapılır ve fotoğrafları eklenip bölüm koridoruna asılır. Bu nedenle kep fotoğrafı çektirdim. Tabii ki bir türlü seçemediğim için hepsini çıkarttırdım.


Kep törenine ailem, sözlüm ve arkadaşlarım da katıldılar. 

Çok güzel bir gün geçirdim. Ailemin mutlu olması beni kat ve kat daha mutlu etti.
Sizlerle de bu sevincimi paylaşmak istedim. Fotoğrafları seçemediğim için bir çoğunu ekledim sanırım :)

Okuduğunuz için teşekkürler, sevgiyle kalın

25 Haziran 2014 Çarşamba

Karma #Mim

Herkese Merhabalar! 
Keyifle takip ettiğim sevgili blogger arkadaşlarım; Balböceği ile Kozmetik - Herşeyin Bişeyi Var - Leopar Delisi beni mimlemişlerdi. Beni unutmadıkları için çok ama çok teşekkür ederim  
Sınavlardan kafamı toplayıp bir türlü cevaplandıramamıştım. Ve sonunda biraz vakit buldum. Ancak bu soruların bir çoğunu daha önce cevaplandırdığım için 3 farklı mimden karma yaparak cevaplandırdım.

  Blog yazmak sana ne kazandırdı?
Arkadaşlıklar kazandırdı. Bir sorun yaşadığımda bana destek olan izleyiciler, bloggerlar... Herkese teşekkür ederim :)

Kitap okumak mı yoksa bir şeyler yazmak mı?
Her ikisinin tadı farklı :)

Şiir mi roman mı yoksa hikâye mi?
Benim gibi odun birinin şiir sevdiğine inanmayacak yakınlarım vardır eminim. Roman da severim; sürükleyici ise.

Öğrenci olmak mı yoksa iş hayatına atılmak mı?
İş hayatına atılmak istiyorum artık!

  Kitap okumak mı film izlemek mi?
Kitap okurken sıkılmıyorum ama film izlerken sıkılıp ileri aldığım çok oluyor :)

Hani tür kitaplar ya da filmler?
Beni sıkmayacak bütün türler candır.

Klasik giyinmek mi spor mu?
Her şeyin bir yeri ve zamanı var. Şimdi işe spor gidilir mi ya da bir pazar kahvaltısına klasik giyinip gidilir mi? Her iki giyim tarzından keyif alıyorum ve her ikisiyle de rahatım.

Almaktan asla vazgeçemeyeceğin şey?
Rimel :D

En sevdiğin yemek?
Patlican dolması, patlicanlı karışık kızartma, patlıcanlı her şey :)

Özel bir yeteneğin olsaydı bunun ne olmasını isterdin?
Görünmez olmak!

Hasta olmanın en kötü yanı nedir?
Ne zaman hasta olsam mutlaka yoğun bir zamanıma denk gelir. Sınav vs. gibi.

Alınacaklar listen var mı? Varsa ilk beşi hangisi?
Armani Sİ
Telefon
The Balm pigment far
The Balm far bazı
Çanta

Seni sen yapan düşünce nedir?
Allah büyük :D

Seni sen yapan saç stili nedir?
Uzun kabarık saçlarım. 5km öteden tanıyabilirsiniz :P

Seni sen yapan parfüm/koku nedir?
Çiçeksi ve ferah kokular.

Seni sen yapan tavırların nelerdir?
İyi niyetimin suistimal edildiğini sabırla gözlemledikten sonra ağır konuşarak, iz bırakarak, nefret ederek ve ettirerek insanları silmek.

 Yaşın?
24 diyim de 25e doldurmama 1 ay kala biraz tadını çıkarim :D

Nerelisin?
Adana/Mersin melezi :D

Okul/İş?
Bitmek üzere okul. Bitmezse kendimi intihar edeceğim.

En çok sevdiğin renk?
Bordoya çalan mürdüm.

 Uyurken yanından ayıramayacağın şey?
Yastık :D

Başucu kitabın?
Geçen haftaya kadar çeşitli tezler ve arkeoloji dergileri vs. idi. Şuan kitap görmek istemiyorum.

En sevdiğin kıyafetin?
Deri ceketlerim

En sevdiğin makyaj malzemen?
 Rimel
  
Bekar/ Evli? Sevgilim var / Yalnızım?

Sözlüyüm. Okul bitseydi de bir çoluğa çocuğa karışsaydık hayırlısıyla!
   
Ailenden en ama en çok sevdiğin kişi ya da kişiler? (annen hariç)
Hahahah anne hariç :D Çekirdek ailemi çok seviyorum. Annem - babam- kardeşim ve aşkım.
  
Hangi mevsimi seversiniz? 
Bahar aylarını

Doğada ki herhangi bir şeyin yerine geçme şansın olsa ne olurdun?
Aslan  

Hangi Yunan Tanrısı / Tanrıçası olmak isterdin?
Poine hahahaha :D Böyle isabetli soru olamazdı :D
   
Hangi doğaüstü yaratık olmak isterdin?
Melek :D
  
Bir kitap okuduğunda kendini baş kahramanın yerine koyar mısın? Ne sıklıkla?
Kesinlikle! Her zaman!

Rüyalarını hatırlar mısın? Şimdiye kadar ki en ilginç bulduğun rüyan?
Hatırlamaz olur muyum? Çok sık rüya görürüm ve anlamı neyse mutlaka yaşarım. Çok ilginç rüyalarım var hangi birini anlatayım :) 
  
Birini seviyorsun ama aranızda çok büyük bir kültür farkı var. Onunla birlikte mi olursun yoksa ondan vaz mı geçersin? 
Vazgeçerim. Aşk her şey demek değil. İlerde o kültür farkının nasıl sonuçlara yol açtığının örneklerini görmeyen varsa kördür ya da toz pembe bir dünyada yaşıyor demektir. İlerde acısı kutsal olan yuvanın bozulması ile ve çocuklardan çıkınca adına aşktı vazgeçemedim demeyin. Davul bile dengi dengine diye boşa dememiş atalarımız.
  
En çok etkilendiğin hayvan? Neden?
Aslan ve kedi. Çünkü kendime benzetiyorum. Burcum aslan ama gerçekten bundan etkilendiğim için söylemiyorum. Hayat standartlarımın onlar gibi olması lazım benim :D